VODAFONE ‘KIRMIZI’

Ocak 13, 2011   Yazar: Oya Tören.

Vodafone’un Türkiye’ye geliÅŸi bence muhteÅŸem oldu. Reklamlarının reklamcılık, iletiÅŸim gibi bölümlerde ders olarak verilebileceÄŸine inananlardanım. Åžu ana kadar o kadar çok reklamları oldu ki size varmak istediÄŸim noktaya gelmek için hatırladıklarımdan bir kaç bölüm anlatmak istiyorum.
‘Kırmızı’ denilen, Åžafak Sezer’in o ÅŸeridi görünce kaçtığı reklamlara gelmeden önceki safhaları anlatacağım.
Hangi reklam daha önce, hangisi sonra hatırlamıyorum ama çeşitli mesajları vermek için yaptıkları çeşitli reklamlar aklıma geliyor, kısa kısa yazacağım.

‘Vodafone’dan önce cep telefonunda ne söylenecekse söyleyip kapatmak zorundaydınız’ mesajını veren: “Okulu bıraktım, dansöz olacağım baba!”

‘Artık Vodafone sayesinde uzun uzun konuÅŸabileceksiniz’ mesjını veren, çocuÄŸun kız arkadaşına uzun uzun ofsaytın ne olduÄŸunu anlatmaya çalışması.

‘Vodafone tarifeleri diÄŸer operatörlere göre çok daha uygun’ mesajını veren, Selim ile Tarife hikayeleri. Bu reklamlarda Åžafak Sezer’in isminin Selim olması tabiki tesadüf deÄŸildir. Turkcell firmasının ‘Turkcellim’ kelimesi kullanmasından yola çıkarak, insanların o operatör ile baÄŸlantı kurabilmeleri için yapılmış bir çalışmadır.

Bir de hızlı hızlı çeÅŸitli görsellerin geçtiÄŸi bir reklamları vardı. Orada da dikkatli izlemediÄŸiniz sürece sizin hatırlayamayacağınız fakat nasıl izlerseniz izleyin bilinçaltınızın direkt algılayabileceÄŸi görüntüler vardı. Bunlardan biri de tavuÄŸun kafasının kopmasıdır ki o da Turkcell’in tavuÄŸunu simgeler.

Aklıma gelenlerleri anlattım ama tabi ki o reklamların içinde söylediklerimden çooook daha fazla mesaj vardı. Ben sadece anlatacağıma gelmeden önce basit bir şekilde dikkatimi çeken bölümlerden söz etmek istedim.

Tüm reklamların sonunda ekran kıpkırmızı olur, vodafone yazısı gelirdi. Reklamın içindeki yazılarda da kırmızı renk kutucukta tarifeler yazardı vs.

Okumaya devam et »

Kategori: Reklam kampanyası   Yorum: yok »

MODA ÇEKİMLERİ

Ekim 18, 2010   Yazar: Oya Tören.

Bu ay dergilerdeki moda çekimlerini genel olarak ele alacağım. Tabi sadece dergiler için yapılanlar deÄŸil, bunların içinde markaların billboard ve dergilere verdikleri çekimlerden de söz etmek gerekiyor. Tamam moda çok hızlı ilerleyen bir kavram. İnsanlar fazla kafa yormak da istemiyor olabilir, ama Türkiye’de neden bunu görsel olarak daha güzel, kafa yorulacak, sanatsal biçimde uygulamak istemiyoruz? Neden hep yurt dışı shootinglerine imrenerek bakıyoruz? Neden hep onların benzerini uygulamaya çalışarak kopyacılığa kaçıyoruz ve bunun sonucunda yurt dışı ile yarışmamızın önüne baÅŸtan duvarlar örüyoruz?

Çok mu zor? Çok mu riskli?
Åžu an önünüze yurt dışındaki çekimlerin aynısının yapıldığı onlarca Türk moda çekimi getirebilirim. Çok zor deÄŸil, ama ben senelerdir bunu düşünüyorum ve cevabını bulamıyorum. Hep önümüze bir engel koyuyoruz… Anlayamıyorum…Sizlerle yurt dışından bazı konseptsel çekimleri paylaÅŸtım, bir kaç çeÅŸit koymaya çalıştım ve yorumsuz yayınlıyorum.
Gözlemliyorum, örneÄŸin herhangi bir dergi tüm önemli kiÅŸileri bir araya getirerek bir çekim yapıyor fakat sadece kendileri eÄŸlensin diye yapılmış bir çekime benziyor. Tamam satış için yaÅŸanmışlık katmak istiyorlar belki çekimlere ama bunu uygulamanın baÅŸka yolları da var. ÖrneÄŸin Türkiye’deki tüketici hep bu tarz çekimlerle yaÅŸanmışlığa yönlendirildi. Ne demek istiyorum?

Okumaya devam et »

Kategori: Moda çekimi   Yorum: yok »

Louis Vuitton Fall 2010

AÄŸustos 11, 2010   Yazar: Oya Tören.

Çok uzun zamandır blog yazımı erteliyorum, biliyorum ama bir türlü zaman bulup yazamadım. Öylesine yazılar da yazmak istemedim. Bugün kısa da olsa sizlerle birşeyler paylaşmak istiyorum.

Her yeni sezon geldiÄŸinde, moda trendlerini bilirsiniz, belirli bir konu ya da zamandan yola çıkarak günümüze uyarlanan tarzlar belirlenir. Ben de hep merak etmiÅŸtim, acaba o zamana bire bir yakın tarzda, günümüze fazla uyarlanmadan, kendimizi o yılda hissettirecek koleksiyonlar yapılacak mı diye…

Bu kışın önemli tredlerinden biri de ‘50′li yıllar’. Tasarımcılar farklı yorumlar katarak bu dönemi koleksiyonlarında iÅŸlemiÅŸler. Kendimi o yılda hissetmemi saÄŸlayan ve günümüzde bunu bize hissetirenlerden birisi Louis Vuitton.

Kiminiz belki de ‘bunlar günümüzde giyilir mi?’ diye soruyorsunuzdur, taytları, tulumları giydik de neden 50′li yılları yaÅŸamayalım?

Okumaya devam et »

Kategori: Defile Styling   Yorum: yok »

Aydın Göynü ile Gelin

Haziran 1, 2010   Yazar: Oya Tören.

Gelin dergisinin Mayıs kapak çekimlerini ÅŸu Candan Erçetin’in son klibinin çekildiÄŸi eski kundura fabrikası var ya , çoÄŸu prodüksiyonların gerçekleÅŸtirildiÄŸi yer, orada gerçekleÅŸtirdik. Mekanı Aydın Bey kendisi seçmiÅŸ. Gelinlik ve abiye gece kıyafetleri yapan Aydın Göynü diÄŸerlerinden sıyrılmış, butik olup da marka olmanın ne demek olduÄŸunu, nasıl olunabileceÄŸini çok iyi bilen ve bu konuda ödün vermeyen emin adımlar ile ilerleyen bir marka.

Bunların dışında dikkatimi çeken en önemli şey koleksiyonları oldu. Ürün tasarımlarının dışında, kullanılan kumaş kalitesi, kalıp ve dikimler, ürün satın alındığında, alan kişinin kendini özel hissetmesini sağlıyor.

Aydın Bey ile tanıştıktan sonra mesleğini saygı ile yapan, çok özenli birilerini gördüğümüz ve tanıştığımız için çok memnun olduk, çünkü biliyorsunuz özellikle moda sektöründe bu prensiplerde olan ve mesleğini saygı ile yapan çok az kişi var.

Okumaya devam et »

Kategori: Moda çekimi   Yorum: yok »

İSTANBUL ESKRİM

Nisan 1, 2010   Yazar: Oya Tören.

Eskrim sporu ülkemizde çok popüler olmasa da Türkiye’de bu spor ile ilgilenen birilerinin olması beni mutlu ediyor. Aslında bana sorarsanız insanlar boÅŸ zamanlarını spor merkezlerinde koÅŸu bandında koÅŸarak geçireceklerine eskrim yapsalar kendilerini daha mutlu hissedeceklerine eminim.
Hareketli, tempolu bir spor olmasının yanı sıra stratejik bir spordur, refleksleriniz zayıf olsa da zamanla güçlenmesine yardımcı olur. Sakin, çevik, esnek ve kesin olmanızı sağlar. Tüm bunların da hayatınızda olumlu etkiler yaratacağını zamanla gözlemleyebilirsiniz.
Örneğin koşarken aklımızdan bir sürü soru geçiyor, çok şey düşünebiliyoruz, ama eskrim yaptığımızda kafamız dağılıyor ve bir süre rutin hayatımızdan uzaklaşarak hem eğleniyoruz hem de spor yapmış oluyoruz.

Okumaya devam et »

Kategori: Tasarım   Yorum: yok »

CACHAREL 2010 İLKBAHAR / YAZ VİTRİNLERİ

Åžubat 18, 2010   Yazar: Oya Tören.

Yoldan geçen birini birkaç saniye de olsa vitrine baktırmanın önemini anlayan firmalar çoğalmaya başladı. Artık vitrine mümkün olduğu kadar çok ürün koyma kaygısından vazgeçerek, amaca yönelik uygulamalar yapmaya başladılar.

Çoğu firma bu sezon vitrinlerinde ayna kullandı. Aynanın vitrindeki etkisini vitrin tasarımcıları çok iyi bilirler. Hatta bazı markalarının vitrin tasarımlarında vazgeçemediği objelerin başında aynalar geliyor.

Fakat şu zamana kadar aynaları hep dekorasyon amaçlı kullandılar. Vitrinin önünden geçen biri o aynayı görecek, kendine bakarken arada da firma ürünlerini farkedecek.

Bildiğiniz gibi bilinçaltı bilincin binde dokuzyüzdoksandokuzunu oluşturuyor. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. En önemli özelliği ise bilincimizin farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Bu nedenle vitrin tasarımı yaparken güzel görünmesinin dışında ondan da öteye gidilmeli ve insanların ürünler ile kendileri arasında bir bağlantı kurabilmeleri sağlanmalıdır.

Vitrinin karşısına geçip “hmm bu vitrin güzel olmuÅŸ” veya “hmm kötü olmuÅŸ” demek yerine tüm bu ayrıntılar düşünülerek karar verilmelidir. Bunu yapması gerekenlerin en başında vitrin tasarımcıları geliyor.

Okumaya devam et »

Kategori: Vitrin Styling   Yorum: yok »

SERDAR ORTAÇ İLE EDORA ÜRÜNLERİ

Ocak 25, 2010   Yazar: Oya Tören.

Bu ay için farklı bir konuda yazı yazacaktım fakat bu görselleri gördükten sonra kararımı değiştirdim.

Ten firmasının Edora ürünlerini Serdar Ortaç tanıtmış ve katalog çekimleri yapılmış. Serdar Ortaç, çok başarılı, şarkıları herkesin dilinde, özel hayatı merak uyandıran, içten, karşılaşıldığında hiç rahat bırakılmayan, herkesin hayran olduğu bir şarkıcı.

Serdar Ortaç’ı ara ara düşünüyordum. Neden bir reklam kampanyasının yüzü olarak kullanılmıyor diye. ÖrneÄŸin Mustafa Sandal’ın reklamları gibi farklı bir kampanyanın yüzü olsa kampanya çok baÅŸarılı olurdu. Sonunda birinin aklına gelmiÅŸ ve Serdar Ortaç’ı kullanmaya karar vermiÅŸler.

Riskli bir karar çünkü sonunda çok mükkemmel bir iş de çıkabilir, çok kötü bir iş de . Sonuçta bu bir fotoğraf çekimi ve orada resimle anlattığınız şeyler, çizdiğiniz imaj kesinlikle herkesin tanıdığı, devamlı televizyonda gördüğü adam ile örtüşmeli, sakil durmamalı.

Okumaya devam et »

Kategori: Katalog çekimi   Yorum: yok »

BİNBOA’DAN YENİ YIL DİLEKLERİ

Aralık 21, 2009   Yazar: Oya Tören.

Binboa’nın yeni yıl için yaptığı interaktif  reklam kampanyası tek kelime ile mükemmelll…
Yeni yıla girerken www.yeniyilgelmedenkendinegel.com sitesini ziyaret etmenizi şiddetle öneriyorum. Yaratıcı, ilgi çekici, parlak bir fikir, güzel bir uygulama, süper bir konsept belirlemişler. Siteye girerken Binboa yeni yıl geyik tiplemesi ve yeni yıl zarfı sizi karşılıyor.
”Yeni yıl geyiÄŸini tersine çevirdik!” sloganı ile baÅŸlayan uygulamada arkadaşınıza göndereceÄŸiniz mesajlar gençlerin ilgisini çekecek, Binboa’yı akıllara kazıyacak biçimde belirlenmiÅŸ.
Arkadaşınıza en uygun mesajı seçiyorsunuz, daha sonra karşınızda bir mekan beliriyor. Sağ tarafta çok şık göz alıcı bir yılbaşı ağacı, sol tarafta kırmızı  bir koltuk, ortada ise yanmakta olan bir şömine var. Kırmızı koltukta geyik karakteri oturuyor, şöminenin üzerindeki duvarda geyik kafasının yerine mesajı arkadaşınıza iletecek olan arkadaşın kafası yerleştirilmiş. Şöminenin hemen üzerindeki rafta Binboa şişeleri, minik biblolar ve yanan mumlar yer alıyor.

Okumaya devam et »

Kategori: Reklam kampanyası   Yorum: 3 yorum yapılmış »

Lydia Courteille

Kasım 24, 2009   Yazar: Oya Tören.

Sanırım Dünya’da insanların birbirlerininkinden en farklı kullandıkları aksesuar  ”mücevher”. Bunun dışında çanta ya da ayakkabıya baktığımızda bir sürü aynı çantaya sahip, aynı ayakkabıyı kullanan insanları görebiliriz. Fakat mücevher konusuna gelince, farklılıklar fazlalaşıyor.
Firmalar ne kadar farklı modeller yapabiliyor o tartışılır. Bence mücevher sanat eseri gibi olmalıdır, işçiliğinden tutun da mücevherin hikayesine kadar büyüleyici olmalıdır.
Ülkemizdeki firmaları incelediğimde, kendine belirli bir konsept belirlemiş, aynı konsept doğrultusunda her sezon alt başlıklar ile ürünlerini sergileyen, etkileyici çok az firma olduğunu gördüm.

Okumaya devam et »

Kategori: Jewelery   Yorum: yok »

OTTOMAN HOTEL PARK

Ekim 15, 2009   Yazar: Oya Tören.

OTTOMAN HOTEL PARK

Åžimdiye kadar Avrupa’da bir çok otel görmüşlüğüm vardır, ama dikkat ediyorum da Türkiye’deki butik oteller Avrupa’dakilere göre gerçekten ‘butik otel’ denmeyi hak ediyorlar. Avrupa’daki çoÄŸu otel bana, mimari detaylara önem vermeyen, görselliÄŸi hiçe sayan, misafirlerine ‘bu otelde sadece uyuyun ve gidin’ mesajını vermeye çalışan bir otel izlenimi veriyor.
Türkiye’de özellikle Sultanahmet’teki otellere gittiÄŸimde kendimi özenle dekore edilmiÅŸ, tarih kokan, huzurlu bir ortamda hissediyorum. Fakat buradaki sorun ise otel sahiplerinin bir ÅŸeyi gözden kaçırmış olması. Tamam otelini çok güzel dekore etmiÅŸ olabilirsin, hizmetlerin de çok iyi olabilir, fakat sen eÄŸer bunu bir ÅŸekilde belli etmezsen misafirler nasıl senin otelini fark edip, diÄŸer otellerden ayrı bir yere koyabilir ki? Bunun çözümü kolay; ‘Görsel İletiÅŸim’.
İnsanın 5 yıldızlı oteli olmayınca,  görsel iletişime önem vermeme hakkını kendilerinde görüyor. Daha sonra da satışların kötü olduğundan, ilerleyememekten söz ediyorlar.
Sanırım bu vizyon otelcilik sektöründekilerin çoğunda malesef yok ve onların en önemli ortak özellikleri de bu olsa gerek.
Tüm bu yazdıklarımın yorumdan çok, acı gerçekler olduğunu biraz inceleme fırsatı bulursanız farkına varabileceğinizi düşünüyorum. Tabi bu vizyona sahip olanlar da yok demek olmaz şimdi.

Okumaya devam et »

Kategori: Katalog çekimi   Yorum: 1 yorum yapılmış »