VODAFONE ‘KIRMIZI’

Vodafone’un Türkiye’ye geliÅŸi bence muhteÅŸem oldu. Reklamlarının reklamcılık, iletiÅŸim gibi bölümlerde ders olarak verilebileceÄŸine inananlardanım. Åžu ana kadar o kadar çok reklamları oldu ki size varmak istediÄŸim noktaya gelmek için hatırladıklarımdan bir kaç bölüm anlatmak istiyorum.
‘Kırmızı’ denilen, Åžafak Sezer’in o ÅŸeridi görünce kaçtığı reklamlara gelmeden önceki safhaları anlatacağım.
Hangi reklam daha önce, hangisi sonra hatırlamıyorum ama çeşitli mesajları vermek için yaptıkları çeşitli reklamlar aklıma geliyor, kısa kısa yazacağım.
‘Vodafone’dan önce cep telefonunda ne söylenecekse söyleyip kapatmak zorundaydınız’ mesajını veren: “Okulu bıraktım, dansöz olacağım baba!”
‘Artık Vodafone sayesinde uzun uzun konuÅŸabileceksiniz’ mesjını veren, çocuÄŸun kız arkadaşına uzun uzun ofsaytın ne olduÄŸunu anlatmaya çalışması.
‘Vodafone tarifeleri diÄŸer operatörlere göre çok daha uygun’ mesajını veren, Selim ile Tarife hikayeleri. Bu reklamlarda Åžafak Sezer’in isminin Selim olması tabiki tesadüf deÄŸildir. Turkcell firmasının ‘Turkcellim’ kelimesi kullanmasından yola çıkarak, insanların o operatör ile baÄŸlantı kurabilmeleri için yapılmış bir çalışmadır.
Bir de hızlı hızlı çeÅŸitli görsellerin geçtiÄŸi bir reklamları vardı. Orada da dikkatli izlemediÄŸiniz sürece sizin hatırlayamayacağınız fakat nasıl izlerseniz izleyin bilinçaltınızın direkt algılayabileceÄŸi görüntüler vardı. Bunlardan biri de tavuÄŸun kafasının kopmasıdır ki o da Turkcell’in tavuÄŸunu simgeler.
Aklıma gelenlerleri anlattım ama tabi ki o reklamların içinde söylediklerimden çooook daha fazla mesaj vardı. Ben sadece anlatacağıma gelmeden önce basit bir şekilde dikkatimi çeken bölümlerden söz etmek istedim.
Tüm reklamların sonunda ekran kıpkırmızı olur, vodafone yazısı gelirdi. Reklamın içindeki yazılarda da kırmızı renk kutucukta tarifeler yazardı vs.

Son reklamlarda da kırmızı bölüm sahneye geldiÄŸinde Åžafak Sezer eziliyor, o bölümle temasa giremiyor, kırmızı’dan kaçıyor. Bu reklamlarda da Vodafone’un üstünlüğü, diÄŸer operatörlerin ondan korktuÄŸu mesajını alıyorum ve bu fikri bana aşılayabildiklerini düşünüyorum.
Artık benim için öyle bir duruma geldi ki Şafak Sezer ve kırmızı arasındaki savaşı izler oldum. Benim için (herkes için öyle olduğunu düşünüyorum) Şafak Sezer o kırmızıya dokunursa ona kötü şeylerler olacaktı ki zaten bize de bunu anlatmak istiyordu reklam. Örneğin Şafak Sezer hastanede hastaya iğne yapmak isterken soldan kırmızı sahneye giriyordu ve Şafak Sezer hızla yan tarafa doğru kaçıyordu. Bu reklamla birlikte, az önce söylediğim kırmızıya dokunursa kötü şeyler olacağı düşüncesi kafamda daha da pekişmişti.
Fakat bu son ‘kırmızı’ reklamları beni çok ÅŸaşırttı, neden bu kadar baÅŸarılı ‘kırmızı’ reklamlarından sonra böyle yaptıklarını anlamadım.
Åžafak Sezer hemÅŸire, elinde iÄŸnesi ile sokakta birini tartmak istiyor, o sırada yukarıdan kırmızı geliyor. Åžafak Sezer bayılarak yere düşüyor, ayakkabıları yukarı fırlıyor ve kırmızı bölüm ile ayakkabısı temas ediyor. Sanıyorum ilk bu reklamda kırmızı’nın dokunulmazlığı benim için bozulmuÅŸtu.
Sonra diÄŸer reklamlarında da artık çok dikkat edilmediÄŸini gördüm ve son reklamına kadar bu durumun fazla dikkat çekmediÄŸini düşünüyordum. Ama son reklamda, önceki reklamlarda bu durumu fark etmemiÅŸ olanlar bile görmüşlerdir herhalde. Grevin Balmumu Heykel Müzesi’inde çekilen reklamda Åžafak Sezer’in kılıcı, elleri, kırmızı ile temas halinde.
Yedikule Zindanları’nda çekilen reklamında da kırmızı yaklaşıyor o kaçıyor, kırmızı uzaklaşıyor o yaklaşıyor fakat temas yok, eski reklamarındaki gibi hiç dokunmuyor, çok korkuyor, kaçmıyor.
Bilemiyorum belki de başından beri ben herşeyi yanlış anladım, ya da bu şekilde başka bir şey anlatmaya çalışacaklar. Kafam karıştı ama eğer tahmin ettiğim gibi bazı reklamlarda bunu atlamışlarsa, asıl yapmak istedikleri bu değilse çok yoğun çalışıyorlar demektir
Ama bence bu büyük bir yanlış, ihmal…
Kategori: Reklam kampanyası